GIDA KOLİK: KRİZ ZAMANLARINDA GIDA POLİTİKALARI: OSMAN İNAN YAZDI- 30 MART 2020

GENEL MERKEZ
30.03.2020 (Son Güncelleme: 30.03.2020 17:00:36)

OSMAN İNAN

Kendimden kısaca biraz bahsedecek olursam, 2007 yılında Önder Çiftçi Projesinde staj yaptım, aynı yerde Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünü 2008 yılında bitirip askere gidene kadar kaldım. 2009 ortalarında askerlik bitince Tarım Ekonomisi Bölümünde yüksek lisansa başladım. Aynı zamanda bir makine üretim şirketinde kalite bölümünde çalıştım ve ayrıca ailemin kendi arazilerinde 2011 yılı sonuna kadar tarım işiyle uğraştım. Bu tarihten 2014 yılı sonuna kadar Tarım ve Orman Bakanlığında uzman mühendis olarak çalıştım. AB ülkeleri ve Türkiye’de tarım ve kırsal kalkınmayla ilgili çalışmalar yaptım. Daha sonra 2016 yılı sonuna kadar kendi arazilerimde ceviz ve kavak yetiştiriciliği yaptım. O tarihten sonra kendi danışmanlık şirketimi kurup, gayrimenkul işine başladım. Bu dönemde yüksek lisansımı tamamladım. Tarım Ekonomisi Bölümünde doktora eğitimine başladım. Bunun yanında tarım işlerine devam etmekteyim. 2014 yılı sonundan beri de kamulaştırma, hukuk ve ceza davalarında bilirkişilik yapmaktayım. Tarım Ekonomisi Derneği, Ziraat Mühendisleri Odası ve Buğday derneğine üyeyim.

Türkiye’de Gıda Politikaları: Kriz Zamanlarında Gıda Politikaları

Bu yazıda kriz zamanlarında gıda politikalarında nasıl karar verilmesi gerektiği ile ilgili yazacağım. Yazı dizisi içerisinde zaten böyle bir bölüm vardı. Maalesef Covid-19 pandemisi yaşadığımız bu günlerde bu yazıyı yazıyorum. Umarım yetkililer salgının getirdiği olağanüstü duruma hazırdır. İyi okumalar dilerim…

İlk Olarak Krizin Tanımını Yapmamız Gerekir…

Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlüğü’nde kriz ‘Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplum veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran’ olarak tanımlanmıştır. Covid-19 virüsü ve bunun dünyada meydana getirdiği salgın durumuna bakacak olursak, her kurumun ve kişinin üzerine düşeni yapmasıyla iyi yönetilmesi gereken bir kriz durumu yaşamaktayız.

Tüm dünya ve ülkemiz adına içinde bulunduğumuz durumun bir özetini yaparsak, salgın ülkelerde her gün daha fazla yayılmaktadır. Salgına neden olan Covid-19 virüsünün nasıl biteceğiyle ilgili konunun en önemli uzmanlarından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ‘Ya insanlar virüse bağışıklık kazanacak, ya etkin bir aşı bulunacak ya da virüs zaman içinde mutasyona uğraması sonucu etkisini yitirecek’ açıklaması yaptı.

Salgının ne zaman biteceğiyle ilgili kimsenin zaman verebilmesi mümkün değil, öncelikle temenni virüsün kendi içinde mutasyona uğraması insana zarar vermeyen forma indirgenmesi ve kendiliğinden en kısa zamanda yok olması olmasıdır. Umarım en kısa zamanda bu gerçekleşir. Ancak, olumsuz senaryolar içinde önlem alınması gerekir. Mehmet hocanın bahsettiği bir diğer yolda aşının bulunması ki bunun için Dünya Sağlık Örğütü (WHO) 12-18 ay arasında uzun bir zaman vermektedir. Diğer bir yol insanların normal hayatına devam etmesi virüse bağışıklık kazanmasıdır. Bu İngiltere’nin ilk başta yapmak istediği ancak geri döndüğü ‘sürü bağışıklığı’ sistemi olarak kamuoyunca konuşulmuş bir uygulamadır ki bu çok sayıda insanın hayatına mal olabilirdi. Kendileri de bu uygulamadan döndüler. Şu an çok az sayıda ülke hariç, tüm dünyada evde kal çağrısı yapılmaktadır, daha az insanın hastalığa yakalanması hedeflenerek, sağlık sisteminin çökmemesi sağlanmaya çalışılıyor. Anlaşılan kalıcı çözüm için biraz bekleyeceğiz.

Kriz Anlarında Yapılması Gerekenler…

Kriz, günlük yaşamanı sürdüren sade bir vatandaş için beklenilmeyen bir durumdur. Krizlerin konusu çeşitli, insanların krizlere karşı tepkileri farklı olabilir. Üzerinde konuştuğumuz durumda; gündelik, haftalık ya da aylık maaşıyla geçinen bir kişi için dünya çapında salgına neden olan bir durumu tahmin edebilmesi ve buna önlem geliştirmesini beklemek doğru değildir. Ülkedeki tüm vatandaşlar mümkün oldukça ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıdırlar. Bu çabanın şu an için en üst mertebesi evden zorunlu olmadıkça çıkmamaktır. Devlet ise, tüm vatandaşları bu seviyeye getirmek için önlemler almalıdır. Yani bu zamanda insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması gıdaya ulaşmaları, temizlik malzemelerine ulaşmaları, ev-iş yeri kira-faturalarını ödeyebilmeleri, vergi-harç vb. ödeyebilmeleri sağlanmalı her vatandaşın evinde dışarıya çıkma zorunluluğu hissetmeksizin kalması sağlanmalıdır. Anlaşılacağı üzere en büyük tedbiri almak daha üst mercilere düşmektedir.  Korku ve paniğin zamanı değil, olağanüstü bir durumun yaşandığının bilinciyle olağan üstü kararlar alınmalıdır. Yaşam devam etmelidir… Bunun için, hayatın bütün yönlerinde bütün sektörlerde ve mesleklerde kurullar çalışmalı hayatın bu sürecinin en az hasarla atlatılması sağlanmalı, bundan sonraki zaman içinse hayatı normale getirecek çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Konunun Gıda Yönüyle İlgili Önemi…

Dünya Gazetesinden Değerli Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın önceki günkü yazısında bir cümlesi oldukça dikkat çekiciydi; ‘Yıldırım salgını yenebiliriz, ama tarımın üretim mevsimindeyiz bu dönem üretmezsek önümüzdeki birkaç ay için gıda bulamayız diyordu’.  Mart ayı bildiğiniz gibi bir üretim ekim dönemi, bu dönemde üretim yapılması gerekir. Gıda fiyatları salgının ortaya çıkmasından ve şimdiye kadar çok değişti. Bu kadar fiyat artışı olmamalıdır. Bunun yanında, bazı marketlerde gıda ürünü bulanamamaktadır. Halbuki gıdaya uygun fiyattan kolay erişim bu dönemler için gereklidir.

Kriz Zamanlarında Gıda Politikaları Kimler Tarafından ve Nasıl Belirlenir?

Gıda güvencesi ve gıda güvenliğinin sağlanması ve diğer gerekli düzenlemelerin yapılması diğer ilgili kuruluşlarla işbirliği sağlanması koşuluyla yetkili otorite olan T.C. Tarım ve Orman Bakanlığına bırakılmıştır. Bu dönemde, geçmişten bu güne bütün kriz zamanlarında sektörü çok iyi bilen hem sektörden, hem üretimden, hem akademiden kesimler bu kurullarda yer almıştır. Burada konuyu bilenlerin olması çok önemlidir. Salgının getirdiği olumsuz koşullarda neler yapılabileceğiyle ilgili oluşturulan 9 kişilik Komisyonda; bürokrat olarak Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili ve Genel Müdür Yardımcısı ile 3 adet Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi, 3 adet Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi, 1 adet Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi yer aldı. Bu komisyonun en iyi kararları almasını isterim. Ancak naçizane bir öneri olarak tarımı iyi bilen 1 ya da daha fazla ziraat mühendisinin de komisyonda olmasını beklerdim.

Başlıca yapılacak, durumun ne durumda olunduğunun bilinmesi ve bu durumdan yola çıkarak izlenecek yol ve stratejilerin ortaya konulmasıdır…

Kısaca Gıda Konusunda Yapılması Gerekenler…

İlk olarak TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası`nın ‘Üretim Seferberliği’ çağrısı dikkate alınmalıdır.

Gıda arzının devam etmesi sağlanmalıdır. Herkes için gıda güvencesinden emin olunana kadar üretici ürününü üretmelidir. Bunun için elbette üretim teşvik edilmelidir. Maksimum kapasitede üretim sahaları kullanılmalıdır. Bütçedeki tarımsal desteklemeler oranı olması gereken düzeye çekilmelidir. Yani arttırılmalıdır.

Üreticinin ürünü sigorta edilmelidir. Üreticiye güven verilmelidir.

Üretici borçları uzun bir süre ertelenmelidir. Borç faizleri silinmelidir.

Desteklemeler zamanında yapılmalı ve etkinlikleri arttırılmalıdır.

Bugün üretici daha önce hiç olmadığı kadar ziraat mühendisinin bilgilendirmesine ihtiyaç duyacaktır. Sahada ziraat mühendisleri etkili kullanılmalı, sayıları arttırılmalıdır.

Kırsaldan gelen bilgilere göre önemli girdiler ilaç, gübre için fiyatlar artmıştır. Fırsatçılıkla mücadele edilmelidir. Bunların kontrolü aşırı girdi fiyat artışları önlenmelidir. Girdi tedariği, girdi güvencesi sağlanmalıdır.

Mevsimlik tarım işçiliği bir diğer önemli konudur. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Bülent Gülçubuk bu konuya dikkat Çekiyor: Bülent hocaya göre en az 50 şehirde 600 bine yakın mevsimlik ve geçici işçi bulunmaktadır. Gıda güvencesi endişesinin bulunduğu bugünlerde, bu kişilere özel politikalar yapılmalıdır.

Gıda güvenliği konusu da bu dönemde ihmal edilmemelidir.

Gıda hakkı, bir yaşam ve sağlık hakkı olarak kabul görmeli; erişilebilir, bulunabilir, sürekli olmalıdır. Bir diğer konuda, bütün insanlar, her zaman, aktif ve sağlıklı bir hayat için besin ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayan yeterli, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel, sosyal ve ekonomik erişime sahip olması prensibini temel alan gıda güvencesi kavramı ile bütün herkes için gıda ihtiyacının sorunsuz karşılanması sağlanmalıdır.

Bütün ürünlerde arz güvenliğinin sağlandığı etkili tarım politikaları ve tüm ilgili kurumlarla yapılacak sosyal politikaların birlikte yürütülmesiyle ilk önce gıda güvencesi tehdidiyle mücadele edilmelidir. Elbette bu mücadele yapılırken, yaşamın sonraki nesillere aktarılacağı unutulmamalı, doğa korunmaya devam edilmelidir.

İnsan yaşamı, insan sağlığından konuşmaktayız. Bir insanın bu yüzyılda yeterli ve güvenilir gıdaya ulaşamaması düşünülmemelidir.

Tarım gıdadır, hayattır. Covid-19 virüsünün etkilerini yaşadığımız şu günlerde tarımın önemi, gıda güvencesinin öneminin daha çok anlaşılmalıdır. Ülkemizin geçtiği bu zor süreçte görevini büyük bir özveriyle yerine getiren başta bütün sağlık sektörü çalışanlarına ve bu zor süreçte gıda ihtiyacımızı karşılayan tüm gıda sektörü emekçilerine teşekkür ederim.

 

Yazan: Ziraat Mühendisi Osman İNAN

Osman İnan

osmaninan1985@gmail.com 30.03.2020

Haber kaynağına ulaşmak için lütfen tıklayınız. 

Okunma Sayısı: 304