ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE (SAVAŞIM) SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA HAZIRLANAN "ULUSAL EYLEM PROGRAMI" HAKKINDA TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI'NIN GÖRÜŞÜ

GENEL MERKEZ
24.06.2003 (Son Güncelleme: 24.06.2003 14:00:55)

Birleşmiş Milletler Çölleşme İle Mücadele(Savaşım) Sözleşmesi, bugüne kadar 144 ülke tarafından onaylanmıştır. Sözleşmeye taraf olan bazı ülkeler Çölleşme İle Savaşım Ulusal Eylem Programlarını hazırlamışlardır. Sözleşmenin "Kuzey Akdeniz Bölgesel Uygulama Eki" içerisinde yer alan Ülkemiz, anılan sözleşmeyi 15.10.1994 tarihinde imzalamış; TBMM, 1998 yılında 4340 sayılı Yasayla Sözleşmeyi kabul etmiş ve Ulusal Eylem Programı hazırlama çalışmalarına başlanmıştır.

Sözleşme kapsamında hazırlanacak Ulusal Eylem Programı'NDA, KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'nün araştırma ve uygulama bazında çalışma alanına giren konularla ilgili verileri toplamak, analiz etmek ve uygulama programı hazırlamak üzere başlattığı çalışma sürecinde, katılımcılık bağlamında katkılarımızın sorulması üzerine, genel olarak Sözleşme ve ayrıca KHGM tarafından gönderilen "Eylem Planı Taslak Dispozisyonu" hakkındaki ODA'MIZ GÖRÜŞÜ AŞAĞIDADIR.

ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIM SÖZLEŞMESİ HAKKINDA GENEL GÖRÜŞ

ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIM SÖZLEŞMESİ'nde, son 25 yılda Afrika’nın bazı ülkelerinde yaşanan kıtlıklar ve açlıktan ölümler nedeniyle, kalkınmış ülkelerin öncelikle bu kıtadaki kuraklık ve çoraklık sorununa el atmaları önerilmektedir. Afrika’dan sonra, tehdit altında olan bölgeler Asya, Latin Amerika ve Karaibler ile Kuzey Akdeniz olarak sıralanmaktadır. Son bölgede yer alan Türkiye, yaygın ve şiddetli aşınım (erozyon) ile tarım dışı kullanımdaki hızlı artış nedeniyle "çölleşmeyle savaşımı" en ciddi şekilde yürütmek zorunda olan bir ülkedir. Sözleşme, kalkınmış ülkelere teknik ve mali yardım yükümlülüğü getirirken, tehdit altındaki ülkelere de soruna öncelik verme, etkin çalışma ve uygulamalar yapma, mümkün olduğunca yeterli kaynak ayırma, mevcut yasaları güçlendirme ve yeni yasalar hazırlama yükümlülüklerini getirmektedir. Çalışmaların ilk adımı bir "Ulusal Eylem Programı" oluşturulmasıdır. Bu program, merkezi hükümet ile yerel otoriteler, sivil toplum örgütleri ve geçimini topraktan sağlayan vatandaşlarca geniş bir oydaşma içinde oluşturmalıdır. Yetişkinleri de içine alan eğitim programları, bilgi alışverişi, yoksullukla mücadele, doğanın ve su kaynaklarının korunması, aşınım kontrolü, projelerin fiziksel, biyolojik ve sosyo-ekonomik yönden entegre olmaları, kırsal kesim kadınlarına söz hakkı tanınması sözleşmenin özellikle gerçekleşmesini istediği politika ve eylemler arasında bulunmaktadır.

Çölleşme, Sözleşmenin birinci maddesinde," kurak, yarı-kurak ve az yağışlı alanlarda, iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanan toprak bozulması" olarak tanımlanmaktadır. Çölleşme kavramını, "toprakların üretkenlik yeteneğini yitirmesi" olarak tanımladığımızda; toprak aşınımı (erozyonu), toprak kirliliği, toprağın yanlış kullanılması ve tarım dışı amaçlı arazi kullanımı (imar ve arsa politikaları) gibi toprak varlığını yok eden dört ana sorunun, ülkemizde yoğun olarak yaşandığını görmekteyiz.

Ülkemiz, Çölleşme ile Savaşım Sözleşmesi kapsamında, konumu itibarıyla özel bir noktada bulunmaktadır. Türkiye bir anlamda etkilenen ülkelerden sayılmakta, ancak diğer taraftan gelir ve gelişmişlik düzeyi dikkate alındığında, yardım alacak ülkeler sınıfında yer almamaktadır. Bunun anlamı; ülkemizdeki çölleşme ile ilgili sorunların giderilmesi için büyük ölçüde kendi öz kaynaklarımıza başvurulması ve ülkemizdeki mevcut bilgi birikimi ve deneyimin önce ülke içindeki sorunların ve daha sonra da diğer etkilenen ülkelerdeki sorunların çözümünde kullanılması zorunluluğudur.

Küreselleşme politikalarının uygulandığı 1980’li yıllardan itibaren, tarım ve toprak ile ilgili reformlar Dünya Bankası’nın yapısal uyum kredileri çerçevesinde yaşama geçirilmektedir. IMF taahhütleri ile de desteklenen politikalar sonucu, ulusal hükümetlerin yetkileri kısılmakta, ülkede uygulanan istikrar programlarının temel amacı dış borçların düzenli ödenmesi olmaktadır. Oysa, Dünya nüfusunun % 77’sine sahip olan gelişmekte olan ülkeler, dünya gelirinin yalnızca % 15’ini kazanmaktadırlar ve bunun içinde tarım ve orman ürünleri ile doğal hammadde türünden girdilerin büyük payı bulunmaktadır. Gelişmekte olan birçok ülkede, "kaynak bozulması ile ekonomik sorunlar ve dış borçlanma" arasında önemli ve karmaşık ilişkiler bulunmaktadır. Kuzey-güney çelişkisinin artarak yaşandığı günümüzde, doğanın tahribinde asıl sorumlu olan merkez ülkelerin, sorumluluğu almak yerine, çevre ülkelere yüklemeye çalıştıkları bir süreç yaşanmaktadır. Çevre ülkelerin sanayileşmesinin yavaşlatılması önerilirken, doğa tahribini önlemeyen ülkeler için yaptırımlar gündeme getirilmektedir. Çevre ve toprak tahribinin, insanlığın geleceği için yol açacağı sorunlar yadsınmazken, bu sorunlara yol açan faaliyetlere neden devam edildiği konusu irdelendiğinde, maliyet ve rekabet eşitliği olgusu önem kazanmaktadır. Merkez ülkeler, çevre tahribi konusunda firmalara yaptırım uygularlarsa ve çevre ülkeler aynı ölçüde sorumlu davranmazlarsa, merkez ülkeleri rekabet gücünü kaybetmekte; ÇUŞ’lar maliyet-kâr hesaplarını küresel çapta yaparak, kendi ülkelerinde çevresel kirlenmeyi önlemek için harcama gerekirse, bu konuda titiz davranmayan ve yatırım isteminde bulunan çevre ülkelere özellikle kimya, otomobil, çimento sanayi yatırımlarını yaparak maliyeti düşürmektedirler. Bu süreçte, çevre ülkelerde çevre ve toprak tahrip edildiğinde, karşı önlemleri almak için gereken maliyeti kimin ödeyeceği sorusuna net bir yanıt verilememektedir.

Uluslararası rekabet şiddetlendikçe, teknolojik değişme için yatırım yapamayan, geçimlik düzeydeki gerçek ücretleri düşürme olanağı kısıtlı, nüfus yoğunluğu yüksek ülkelerdeki şirketlerin, doğaya karşı daha sorumlu davranmalarının oldukça zorlaştığı günümüzde; uluslararası kuruluşlarca, çevre ülkelerinde doğal sermaye stokunun tüketildiği; örneğin ülkemizde, aşınımın (erozyonun) en önemli sorun olduğunun açıklanması ve de mali yardım yapılmaması konusu dikkatle irdelenmelidir. Yine de Ülkemiz, toprak ve su kaynaklarının korunması, doğru ve etkin gübre kullanımı, yanlış kullanımların önlenmesi konularında gerekli önlemleri geliştirmek ve gelecekteki temel politika dönüşümlerine hazırlıklı olmak zorundadır.

Tarım potansiyeli yüksek ABD ve AB, uyguladıkları tarım politikaları ile her türlü desteği tarıma aktarmış, üretimin miktar ve kalitesini belirleyen her türlü girdiyi cömertçe kullanmış ve önce iç gereksinimlerini karşılar konumu yakalamış, ardından da aşkın üretim kapasitesi nedeniyle dışsatımda Dünya pazarlarını paylaşabilmek için amansız bir mücadeleye girişmişlerdir. Değişen bu yeni konum, elbette politika değişimlerini de beraberinde getirmiştir. Öncelikle aşkın üretim kapasitelerini sabitleme ve indirgeme ve bu bağlamda irrasyonel sübvansiyonlar savaşını sona erdirme amacıyla düzenlenen GATT Uruguay Turu, hedefine koşut bir şekilde sonuçlandırılmıştır. Bu sonuçlar uyarınca pazarlara kolayca girebilenler, bu kez de ekonomik olarak zorlukla ayakta duran fakat yaşamını sürdürmeye çalışan ulusal tarım sektörü rekabetinden kurtulmak için üretimle bağlantılı olmayan destekleme politikaları ve çevre politikalarını öne çıkarmaktadırlar. Bu çerçevede, yabancı orijinli ve konjonktürel bağlantılı olan tarımsal çevre politikalarının, ABD ve AB’nin genel tarım politikalarının bir gerçekleştirme aracı olarak kullanıldığının altı önemle çizilmelidir.

Ülkemiz, Cumhuriyet döneminden itibaren ve özellikle planlı dönemde temel kalkınma tercihi olarak sanayileşmeyi seçtiği için, uygulanan politikalar sanayi üretiminin artırılması yönünde olmuş, yer seçiminin etkileri hemen hemen hiç dikkate alınmamıştır. Bu durum özel sektör yanı sıra kamu sektörü için de geçerlidir. Ulaşımda tek seçenek olarak karayolunun dayatılması, "karayolu etrafında sanayileşme, sanayi etrafında kentleşmeyi" yaratmış; yanlış kentleşme politikalarıyla verimli ovalarımız beton yığınlarına dönüşmüştür. Sanayileşmeye bir seçenek olarak geliştirilmeye çalışılan turizm sektöründe de, turizm yörelerinde fiziki planların olmaması sonucu yatırımcı, kendi isteklerine ve değerlendirmelerine göre yer seçimi yapmış ve böylece yasal dayanaklarla tarım arazileri, ormanlar, meralar ve kıyılar yok edilmiştir ve yok edilmektedir.

Toprak ve suyun dolayısıyla gıdanın stratejik madde olacağı 21.yy’da ise; çok uluslu şirketlerin, gelişmekte olan ülkelerin verimli ovalarına sanayi tesisleri (çimento, otomobil, kimya), dev konut yatırımları yaptıklarını; sözleşmeli üreticilik modeliyle gelişmiş ülkelerin gereksinim duydukları ama o ülkelerin gereksinimini dikkate almayan ürünleri ektirdiklerini; yerli ortaklarıyla verimli ovalarda büyük miktarlarda arazi aldıklarını; doğal alanları enerji yatırımları ve altın arama faaliyetleri ile yok ettiklerini görmekteyiz. Kuşkusuz ülkemizin kalkınması için yabancı sermayenin ülkemize gelmesi desteklenmelidir. İlke olarak bu tür yatırımların ülkemizde yapılmasına karşı olunmamalıdır ancak ülkemizin doğal kaynaklarının yağmalanmasına da olanak verilmemelidir. Bu bağlamda, yatırım yapmama şantajı ile ulusal yargının doğal kaynakları ve toprağı koruyucu kararlarını devre dışı bırakmak için, siyasal süreci kullanarak Uluslarüstü Yargıyı (Uluslararası Tahkim) devreye sokma çabaları ve bu noktada Çok Taraflı Yatırım Anlaşması (MAI Süreci) hükümleri önem kazanmaktadır. Metni basına dağıtılan fakat bazı ülkelerin çekinceleri nedeniyle halen imzalanmayan bu anlaşmanın maddeleri, çeşitli hukuksal düzenlemelere içselleştirilmektedir. Ülkemizde de, 26.08.1998 tarih ve 23445 sayılı R.G.’de bazı maddeleri değiştirilerek yeniden yayımlanan Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmeliğin, iyi nitelikli tarım arazilerinin genel maksatlarla tarım dışı kullanımdaki istisnaları düzenleyen 8.madde c) bendine ilave edilen “...Yabancı sermaye ile desteklenen ihracat ağırlıklı ileri teknoloji yatırımları” ifadesi çok anlamlıdır. Nitelikli tarım alanlarının korunması ilkesinin göz ardı edilmesi bir yana, yerli sermeye ile desteklenen ileri teknoloji yatırımlarını dışlayan madde ile fiilen, ÇUŞ’ların I., II. sınıf tarım arazilerini yok etmelerine olanak tanınmıştır. Bu yönetmelik değişikliğinden yararlanarak, I. sınıf tarım arazileri üzerinde, Düzce’de Massey Fergusson traktör fabrikası, Bursa’da Cargill mısır nişaşta tesisinin kurulmasına başlanmıştır. Çamlıhemşin’de Fırtına Vadisi’nde, Çanakkale’de Kaz Dağları’nda, Koç Üniversitesi Projesi ile İstanbul Kuzey Ormanları’nda, Munzur Vadisi’nde, Ford Otosan Fabrikası ile Kocaeli’nde ve daha bir çok alanda doğal varlıklarımız talan edilmektedir. Çölleşme, "toprağın üretkenlik değerini yitirmesi" olarak tanımlandığı için, bu boyut hiç bir zaman gözden kaçırılmamalıdır.

Günümüzde gelinen nokta, ülke düzeyinde ve özellikle sorunlu bölgelerde toprak reformu yapılamaması sonucu tarımsal yapının iyileştirilememesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde yarı feodal yapının egemenliğinin kırılamaması; tarımsal işletmelerin temel öğesi olan toprakların mülkiyet dağılımı, yetersiz işletme genişliği ve parçalılık yönünden sorunlarının çözülememesi; tarımsal üretim artışlarının dünya ortalamasının altında kalması; bitkisel ve hayvansal ürünler açısından kendine yetmez duruma düşülmesi; ülkenin toprak ve arazi varlığı envanterinin detaylı olarak çıkarılamaması; tapu ve kadastro çalışmalarının bitirilememesi; çarpık ve düzensiz kentleşme ve gecekondulaşma sorunlarının kördüğüm haline gelmesi; bölge planlama çalışmalarının yaşama geçirilememesi; nitelikli tarım alanları, ormanlar, meralar, kıyılar ve gen kaynaklarının yağmalanmasının önlenememesi; aşınım ve doğal afetlerle can ve mal kayıplarının kader olarak algılanmaya başlanması; çölleşme tehdidi altındaki 19 Dünya ülkesinden biri haline gelinmesi; 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin yıkıcı etkileriyle yer seçimi bağıntısının yeterince kurulamamasıdır.

Bu sürecin sonu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu ülkeler grubunun, tarım ürünleri dışalımcısı ülke konumuna sokulmasını doğuracaktır. İnsanın en vazgeçilmez ve yaşamsal tüketim kaynağı olan tarımın, ulusal düzeyde ve öncelikle gıda güvenliğini hedefleyecek şekilde üretimine devam etmesi, Türkiye’nin öncelikleri arasındadır. Elbette ülkenin bazı bölgelerinde görülen, üretim için gerekli olan miktardan fazla ve insan-hayvan sağlığına zararlı, ekolojik dengeyi olumsuz etkileyen tarımsal girdilerin kullanımına ve aşırı eğimli arazilerin, ormanların ve meraların tarıma açılmasına sınır getirilmelidir. Ancak ülke ortalaması olarak, ABD ve AB örnekleri ile karşılaştırıldığında rasyonel üretim gereklerinin çok gerisinde olan tarımsal girdilerin, optimum kullanım düzeylerine çıkarılmasında da zorunluluk bulunmaktadır. Bu bağlamda, gelişen çevre duyarlılığını, ülkemizin % 86'SINDA YAŞANAN AŞINIM, TARIM ALANLARININ, MERA VE ORMANLARIN TALAN EDİLMESİNE KARŞI ÇIKACAK ORTAK ÇABALARA YÖNLENDİRMEK VE GEREKLİ DÜZENEKLERİ İVEDİLİKLE KURMAK GEREKMEKTEDİR.

BİLİNDİĞİ GİBİ, AŞINIM (EROZYON) VE ÇÖLLEŞME, TARIM TOPRAKLARININ KORUNAMAMASI GİBİ SORUNLAR, EKOLOJİK, EKONOMİK, TOPLUMSAL, KÜLTÜREL VE SİYASAL OLUŞUMLARIN SONUÇLARINDAN BİRİSİDİR.

BU NEDENLE, TOPRAĞA ZARAR VEREN AŞAĞIDAKİ SÜREÇLERİ YANİ NEDENLERİ İRDELEMEK, SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN MUTLAKA GEREKLİDİR.

<İ>TOPRAK ÖZELLİKLERİ VE YERYÜZÜ BİÇİMLERİ,
<İ>İKLİM ÖZELLİKLERİ,
<İ>ARAZİ KULLANMA DURUMU,
<İ>MÜLKİYET BİÇİMİ VE TARIMSAL YAPI,
<İ>SU HAVZALARININ YÖNETİMİNDEKİ YETERSİZLİKLER
<İ>KÜLTÜREL VE TOPLUMSAL YAPI,
<İ>DEVLETİN MAKROEKONOMİK TERCİHLERİ,
<İ>NÜFUS HAREKETLERİ VE KENTLEŞME,
<İ>TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARINDAKİ YANLIŞLIKLAR,
<İ>ULUSAL PLANLAMA ANLAYIŞINDAKİ YETERSİZLİKLER,
<İ>YASAL VE YÖNETSEL YETERSİZLİKLER,
<İ>YARGI KARARLARINA UYMAMA,
<İ>ULUSLARARASI DAYATMALAR,
<İ>ULUSAL BİR TOPRAK KORUMA VE KULLANMA POLİTİKASININ OLMAYIŞI.

TOPRAKLARA ZARAR VEREN KOŞULLARIN TEMEL NİTELİKTE OLANLARI KISA SÜREDE DEĞİŞTİRİLEBİLECEK TÜRDEN DEĞİLDİR. BU BAĞLAMDA SORUNUN KÖKLÜ ÇÖZÜMÜ İÇİN, ÖNCELİKLE NEDENLERİN DOĞRU SAPTANMASI, YERSEL VE DÖNEMSEL OLARAK ÇOK BOYUTLU, BÜTÜNCÜL, PLANLI, KARARLI, DİNAMİK VE KATILIMLI BİR DÜZENEK İÇİNDE BELİRLENECEK VE YAŞAMA GEÇİRİLECEK ÖNLEMLERLE SÖZ KONUSU SÜREÇLERİN EN AZA İNDİRİLMESİNE ÇALIŞILMALI VE UZUN DÖNEMDE SORUN BÜYÜK ÖLÇÜDE ÇÖZÜLMELİDİR. ANCAK, SORUNUN KÖKLÜ ÇÖZÜMÜ İÇİN, TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARINI SADECE EKOLOJİK SORUNLAR OLARAK GÖRÜP; EKONOMİK, SİYASAL, TOPLUMSAL, KÜLTÜREL DİNAMİKLERİ GÖZ ARDI EDİCİ ÇABALAR, SÖZ KONUSU SÜREÇLERİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK ÇABALARIN DOĞRU, GERÇEKÇİ, UYGULANABİLİR STRATEJİLERE DAYANDIRILMASINI GÜÇLEŞTİRMEKTE VE MEVCUT KISIR DÖNGÜ AŞILAMAMAKTADIR. KISIR DÖNGÜDEN ÇIKILAMAMASI SONUCU, ÜLKEMİZDEKİ TOPRAK VE SU KAYNAKLARI SORUNLARI İLE TOPRAK KAYBI VE ARAZİ-SU BOZULMASININ BOYUTLARI ÜRKÜTÜCÜ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR.

ANAYASALARDA, KALKINMA PLANLARINDA, YASAL MEVZUATTA, KAMU ÖRGÜTLERİNİN KURULUŞ YASALARI VE KHK’LARINDA, ÇEVRE VE TARIM ŞûRALARINDA, HÜKÜMET PROGRAMLARINDA TOPRAK KORUMA VE KULLANMA SORUNLARINA VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİNE YER VERİLMİŞ OLMAKLA BİRLİKTE, DEVLETİN TOPRAK YÖNETİMİ KONUSUNDA ULUSAL, SİSTEMLİ VE KAPSAMLI BİR POLİTİKASI BULUNMAMAKTADIR. DEVLET, YUKARIDA SAYILAN TÜZEL DÜZENLEMELERLE BİR POLİTİKA BENİMSEMİŞ GİBİ GÖZÜKSE DE, BU KONUDA ASLINDA “POLİTİKASIZLIK POLİTİKASI”NI BENİMSEMİŞTİR. BU DURUMDA YÜRÜTÜLEN ETKİNLİKLER PARÇACI KALMAKTA, SEKTÖRLERARASI ÇATIŞMALARA YOL AÇMAKTA, TOPRAKLAR USSAL KULLANILMAMAKTADIR. AYNI POLİTİKASIZLIK SU KAYNAKLARI İÇİN DE GEÇERLİDİR. BU NEDENLE, GEREK ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIM İÇİN ULUSAL EYLEM PROGRAMI HAZIRLANMASI ÇALIŞMALARINDAKİ, GEREKSE TOPRAK VE SU YASASI HAZIRLANMASI VE BU KONULARDA KAMU YÖNETİMİNİN YENİDEN ÖRGÜTLENMESİNDEKİ BAŞARI, ÖNCELİKLE ULUSAL TOPRAK KORUMA VE KULLANMA POLİTİKASI İLE ULUSAL SU POLİTİKASI OLUŞTURULMASI VE UYGULANMASINA BAĞLIDIR. BU KONUDA AMAÇLARI BELİRLENMİŞ, YÖNTEM VE ARAÇLARI SOMUTLAŞTIRILMIŞ, BİLİMSEL GÖSTERGELERE DAYANAN, ULUSAL YARGININ DENETİMİNE AÇIK ULUSAL BİR TOPRAK VE SU POLİTİKASI SAPTANMADAN ÇIKARILACAK YASA VEYA YASALAR, KURULACAK ÖRGÜT VEYA ÖRGÜTLER, HAZIRLANACAK EYLEM PLANLARI VE PROGRAMLARI SORUNLARA YANIT VEREMEYECEK, AMAÇLARI GERÇEKLEŞTİREMEYECEKTİR. BU BAĞLAMDA; MAKROEKONOMİ, SANAYİLEŞME, KENTLEŞME, TARIM, GIDA, TOPLU KONUT, ULAŞIM, ORMAN VE ORMAN KÖYLÜSÜ, TARIMSAL DESTEKLEME, TURİZM, ÇEVRE, ENERJİ, KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI, YEREL YÖNETİM, BÖLGESEL KALKINMA, KIRSAL SANAYİ, PLAN VE KURUMSALLAŞMA, İÇ GÖÇ VE NÜFUS DAĞITIM, MALİYE, VERGİ, EĞİTİM POLİTİKALARI GİBİ TÜM SEKTÖRLERİ İÇEREN POLİTİKALARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ VE ULUSAL TOPRAK KORUMA VE KULLANMA POLİTİKASI İLE ULUSAL SU POLİTİKASINA UYUMLARININ SAĞLANMASI MUTLAK GEREKLİLİKTİR.

BU BAĞLAMDA, ÜLKEMİZDE ÇÖLLEŞMENİN GELECEĞİMİZİ TEHDİT ETMEMESİ İÇİN, ÖNCELİKLE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMLA ULUSAL TOPRAK KORUMA VE KULLANMA POLİTİKASI İLE ULUSAL SU POLİTİKASI'nın belirlenmesi, daha sonra çölleşme ile savaşım veya başka alanlarda ulusal eylem programlarının hazırlanması gerekmektedir. Bu süreç gerçekleşmezse, KHGM ve/veya diğer kamu örgütlerince hazırlanacak eylem planları ve programları uygulanabilir olmayabilecektir.

Hazırlanan plan ve programlar arasında eşgüdüm sağlanması da önemlidir. Bu bağlamda, Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için, ekonomik ve sosyal politikalar yanı sıra, çevreyle ilgili stratejilerin geliştirilmesi, çevreye ilişkin önceliklerin belirlenmesi ve yatırım kararlarında çevre politikalarının etkin kılınması amacıyla; DPT'NİN EŞGÜDÜMÜNDE, ÇEVRE BAKANLIĞI'nın teknik desteği ve Dünya Bankası'NIN MALİ KATKILARIYLA 1998 YILINDA HAZIRLANAN "ULUSAL ÇEVRE STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI"NDA DA, TOPRAK, SU, MERA VE ORMAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ DETAYLI OLARAK İNCELENMİŞTİR. MEVCUT DURUM GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA, ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIM AMAÇLI BİR ULUSAL EYLEM PROGRAMI HAZIRLARKEN, KONUYA ÇEVRE BOYUTUNDA YAKLAŞAN UÇEP RAPORU'ndaki değerlendirmelerin de mutlaka dikkate alınması gerekmektedir.

Bu bütüncül yaklaşımın bozulmaması için, eylem programındaki tüm örgütlerin eşgüdümlü çalışması, konuya sadece kendi hizmet alanları sınırları içinde yaklaşmaması, kurumsal kaygıları ön plana çıkarmaması gerekmektedir.

Sonuç olarak, yukarıda belirtilen hususları dikkate almak koşuluyla, hazırlık çalışmaları sürdürülen Ulusal Eylem Programı'NIN AŞAĞIDAKİ STRATEJİ VE POLİTİKALARI İÇERMESİ GEREKİR.

<İ>TOPRAKLARIN VE DİĞER DOĞAL KAYNAKLARIN ÜRETKENLİĞİNİ KAYBETMEMESİ İÇİN ETKİN KORUNMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMLARININ SAĞLANMASI,
<İ>TOPLUMUN UZUN SÜRELİ ÇIKARLARININ BİREYSEL ÇIKARLARDAN ÜSTTE TUTULMASI,
<İ>TOPRAK, SU, ORMAN, MERA KAYNAKLARINI KORUMANIN "KAMU YARARI" SAYILMASI,
<İ>TOPRAK MÜLKİYETİNİN ADİL BİR ŞEKİLDE DÜZENLENMESİ,
<İ>ARAZİLERİN YETENEKLERİNE UYGUN KULLANILMASI,
<İ>ARSA SPEKÜLASYONUNUN ÖNLENMESİ,
<İ>ULUSAL GIDA GÜVENLİĞİNİ, YURTTAŞLARIN DENGELİ VE SÜREKLİ BESLENMESİNİ, TARIMSAL SANAYİİN HAMMADDE GEREKSİNİMİNİ YETERLİ VE DÜZENLİ OLARAK SAĞLAYACAK TARIM POLİTİKALARININ UYGULANMASI,
<İ>ÜLKE DÜZEYİNDE YOKSULLUK SORUNUNU ÇÖZECEK SOSYOEKONOMİK ÖNLEMLERİN İVEDİLİKLE YAŞAMA GEÇİRİLMESİ,
<İ>KIRSAL KESİMDE YAŞAM KALİTESİNİN YÜKSELTİLMESİ AMACIYLA GEREKLİ SOSYAL VE EKONOMİK YATIRIMLARIN YAPILMASI,
<İ>NÜFUS ARTIŞININ KONTROL ALTINA ALINMASI VE İNSAN KAYNAĞININ GELİŞTİRİLMESİ AMACIYLA HERKESE YETERLİ DÜZEYDE SAĞLIK VE EĞİTİM OLANAĞININ SAĞLANMASI,
<İ>KAYNAKLARIN KAMU YARARINA KULLANIMINI SAĞLAMAK AMACIYLA PLANLAMA ARACINDAN HER DÜZEYDE YARARLANILMASI,
<İ>HALKIN KARAR ALMA SÜRECİNE KATILMASINI SAĞLAYICI DÜZENEKLERİN KURULMASI.

YUKARIDA ÖNERDİĞİMİZ VE SÖZLEŞME KAPSAMINDA DA YER ALAN POLİTİKALARIN BİR KISMI, ÜLKEMİZDE UYGULANMAKTA OLAN İSTİKRAR POLİTİKALARIYLA ÖRTÜŞMEMEKTEDİR. BU DURUMDA, GEREKLİ YASAL, YÖNETSEL VE MALİ ÖNLEMLERİN ALINMASINDA SIKINTILAR DOĞACAKTIR. UYGULANABİLİR BİR ULUSAL EYLEM PROGRAMININ BAŞARISINI, HER ŞEYDEN ÖNCE, SİYASİ OTORİTENİN OLAYA BAKIŞ AÇISI VE ÖNCELİKLERİ BELİRLEYECEKTİR. BU NEDENLE, DOĞRU AMAÇLARIN BELİRLENMESİ, ETKİLİ ARAÇLARIN KULLANILMASI, YAPILACAK ÇALIŞMALAR İÇİN YETERLİ MALİ KAYNAK VE YETKİN PERSONELİN SAĞLANMASINDA SİYASİ OTORİTEYİ KARARLI BİR ŞEKİLDE ETKİLEMEK YURTTAŞLARIMIZIN TEMEL GÖREVİ OLMALIDIR VE KATILIMCI YÖNETİM MODELLERİ MUTLAKA GELİŞTİRİLMELİDİR. BU KOŞULLAR SAĞLANAMAZSA, DÜNYA BANKASI YAPISAL UYUM KREDİLERİ VE IMF TAAHHÜTLERİ ALTINA GİRMİŞ OLAN VE BÜTÇESİNİN ÇOK BÜYÜK KESİMİNİ YATIRIM YERİNE BORÇ ÖDEMEYE AYIRAN ÜLKEMİZDE, GENELDE ULUSAL GEREKSİNİMLER, ÖZELDE TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ GELİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARINDA İSTENEN HEDEFLERE ULAŞILAMAYACAKTIR.

ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIM SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA, KHGM TARAFINDAN HAZIRLANAN "TÜRKİYE TOPRAK VE SU KAYNAKLARI ULUSAL EYLEM PLANI" DİSPOZİSYONU HAKKINDA GÖRÜŞ

DİSPOZİSYONDA,
1.GENEL DURUM,
2.ÇÖLLEŞMENİN NEDENLERİ,
3.ÇÖLLEŞMENİN BOYUTLARI,
4.ÇÖLLEŞME İLE SAVAŞIMDA YAPILAN ÇALIŞMALAR,
5. ULUSAL STRATEJİ VE EYLEM PLANI ANA BAŞLIKLARININ DAHA İŞLEVSEL OLACAĞINI DÜŞÜNMEKTEYİZ.

5 ANA BAŞLIK ALTINDA, TOPRAK VE SU KAYNAKLARI İLE KIRSAL ALTYAPI ÇALIŞMALARI HAKKINDA KHGM'nin yaptıkları ve yapacakları hakkında gerekli bilgiler verilebilir.

Mevcut dispozisyon taslağı hakkındaki görüşlerimiz ise aşağıdadır.

Taslakta, 2.4.'DEKİ "İKLİM" BAŞLIKLI KISIM ÇIKARILARAK, 1.2.'deki "Genel Durum" içinde verilmelidir. Toprak ve su kaynakları, tarımsal ve kırsal altyapı, sosyoekonomik yapı bilgileri de bu kısımda verilebilir.

Değişiklik yapılmaması durumunda, 2.3.'DEKİ "ARAZİ KULLANIMI VE TARIMSAL YAPI" BAŞLIĞINDAN, TARIMSAL YAPI ÇIKARILMALIDIR. 2.5.'deki "Sosyoekonomik Yapı" ayrı bir başlık altında, örneğin "3. Sosyoekonomik Yapı" başlığı altında verilmeli ve Tarımsal Yapı bu başlık altına taşınmalıdır.

"3. Toprak ve Su kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanılmasını Sınırlayan Faktörler (Çölleşmenin Nedenleri)" başlığı altında, ekolojik faktörler dışındaki ekonomik, toplumsal, kültürel, siyasal, yasal ve yönetsel faktörler de incelenmelidir. Bu amaçla, "3.6. Sosyoekonomik Faktörler" alt başlıkları ile incelenmelidir.

"3.1. Toprak Faktörü" başlığı altında yer alan "3.1.1. Yeteneğe Uygun Kullanmama" ve "3.1.2. Toprağın Yanlış Kullanımı" başlıkları, doğal faktörler olmaması nedeniyle "Toprak Faktörü" başlığı altında değil, "Sosyoekonomik (İnsan) Faktörler" başlığı altında incelenebilir.

"3.1.3. Toprağın Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri Başlığı" içerisinde, teorik bilgi verilmemeli, ülke topraklarının özellikleri ve çölleşmeye etkileri incelenmelidir.

"3.5. Su" başlığı altına, "3.5.2.Su Havzalarındaki Yerleşme Politikaları" başlığı eklenerek konu irdelenmelidir.

Dispozisyonda, Çölleşme Düzeyi (Aşınım, Kirlilik, Yanlış Kullanım ve Amaç Dışı Kullanım ile Yitirilen Toprak Miktarı, Su Kaynaklarındaki Kirlenme Durumu ve Öncelikli Sorun Alanlarının Belirlenmesi) ile ilgili bir bölüm konulmalı ve yapılan çalışmalar bu bölüm sonrası incelenmelidir.

4. Bölüme, "4.3. Su Havzalarının Korunması Konusunda Yapılan Çalışmalar" alt başlığı eklenmelidir.

4.3. Ekonomik, Sosyal ve Yasal Düzenleme Çalışmaları" başlığı, "4.4.Yasal ve Yönetsel Çalışmalar" başlığı şeklinde değiştirilmelidir.

"5. Toprak ve Su Kaynaklarının Korunması ve Kullanılmasında Ulusal Strateji ve Eylem Planı" başlığı altında, alt başlık olarak Stratejiler, Politikalar, Eylem Alanları ve Uygulama Programları incelenmelidir.

Eylem alanları;
Politikalar, Örgütlenme, Yasal Düzenlemeler, Ekonomik ve Mali Önlemler, Eğitim-Öğretim, Katılım, Teknikler ve AR-GE başlıkları altında düzenlenebilir. Bu başlıklar altında yapılması hedeflenen çalışmalar için uygulama süreleri belirlenmeli ve bir "çalışma takvimi" oluşturulmalıdır. İzleme-değerlendirme modelleri geliştirilmeli ve Uygulama Programında, finansman kaynakları olarak merkezi hükümetin katkısı, özel sektör desteği ve uluslararası borçlanma koşulları araştırılmalıdır.

Dispozisyonun geliştirilmesi aşamasında, DPT tarafından 1998 yılında yayımlanan, "Türkiye Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Planı" adlı yapıtın ilgili bölümlerinden yararlanılabilir.

Bu bağlamda, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'NÜN ÇALIŞMA ALANINA GİREN KONULARDA STRATEJİ, POLİTİKA, EYLEM ALANI VE UYGULAMA PROGRAMI OLARAK AŞAĞIDAKİ KONULAR MUTLAKA YER ALMALIDIR.

-ÇERÇEVE NİTELİKLİ TOPRAK YASASI'nın ivedilikle hazırlanması ve yasalaşması
-Çerçeve nitelikli Su Yasası'NIN ÇIKARILMASININ DESTEKLENMESİ
-TOPRAK KORUMA, ARAZİ KULLANIMI VE TARIMSAL ALTYAPININ DÜZENLENMESİNDEN BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU, YENİ BİR KAMU ÖRGÜTÜ KURULUŞ YASASININ (TOPRAKSU YASASI) HAZIRLANMASI VE YASALAŞMASI
-DETAYLI TEMEL TOPRAK ETÜTLERİNE DAYALI TOPRAK ENVANTERİNİN ÇIKARILARAK BİLGİSAYAR ORTAMINDA VERİ TABANI OLUŞTURULMASI VE KULLANICILARA SUNULMASI
-ARAZİ YETENEK SINIFLARINA UYGUN ARAZİ KULLANIM PLANLARININ YAPILMASI VE UYGULANMASI
-İYİ NİTELİKLİ TARIM ARAZİLERİNİN MUTLAK KORUMA ALTINA ALINMASI
-TOPRAK, SU VE BİTKİ FAKTÖRÜNÜ DİKKATE ALARAK EKOLOJİK HAVZALARIN BELİRLENMESİ
-TARIMSAL POTANSİYELİ YÜKSEK BÜYÜK OVALARIN ÖZEL KORUMA ALTINA ALINMASI
-SORUNLU ARAZİLERİN İYİLEŞTİRİLMESİ
-SULAK ALANLARIN KORUNMASI
-TOPRAK İŞLEME SANAYİLERİNİN VE KUM-ÇAKIL-TAŞ OCAKLARININ ÇALIŞMALARININ DENETLENMESİ
-TARIMSAL FAALİYETLERDE TOPRAK ÖZELLİKLERİNİ BOZMAYAN TOPRAK İŞLEME, SULAMA VE HASAT YÖNTEMLERİNİN SEÇİLMESİ
-TOPRAK ANALİZLERİNE DAYALI GİRDİ KULLANIMININ SAĞLANMASI
-TOPRAK KİRLİLİĞİ YÖNETMELİĞİNİN İVEDİLİKLE ÇIKARILMASI
-SANAYİ VE EVSEL ATIKLAR, KİMYASAL GÜBRELER VE TARIM İLAÇLARI GİBİ ZARARLI ATIKLARIN KONTROL ALTINDA BULUNDURULMASI
-TOPRAK KORUMA ÇALIŞMALARINDA EŞGÜDÜMLÜ VE ETKİLİ ÇALIŞMA
-AŞINIMA KARŞI HASSAS OLAN ALANLARIN ÖZEL KORUMA ALTINA ALINMASI, DOĞAL ÖRTÜNÜN GELİŞİMİ İÇİN YAPILACAK ÇALIŞMALAR VE AĞAÇLANDIRMA DIŞINDAKİ FAALİYETLERE YASAKLANMASI
-YABANİ AĞAÇLIK ALANLARIN AŞILAMA SURETİYLE ÜRETKEN HALE GETİRİLMESİ
-TOPRAK VE SU KONUSUNDA AR-GE ÇALIŞMALARINA ÖNCELİK VERİLMESİ
-TOPRAK VE ÇEVRE ETİĞİNİ GELİŞTİRECEK ŞEKİLDE TOPLUMUN EĞİTİLMESİNİ SAĞLAMA
-TOPRAK VE SU YÖNETİME ÖRGÜTLÜ TOPLUMSAL KATILIMI SAĞLAYACAK DÜZENEKLERİ OLUŞTURMA
-TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARININ TOPRAK KAYNAKLARINI KORUYUCU BİÇİMDE UYGULANMASINI SAĞLAMA
-ARAZİ İYİLEŞTİRME VE SU KULLANIMI KONULARINDA ETKİN ÇİFTÇİ KATILIMINI SAĞLAYACAK YÖNTEMLERİN UYGULANMASI
-KİRLETİCİ KAYNAKLARDAN ARAZİ İYİLEŞTİRME KATKI PAYI ALINMASI
-ARAZİ TOPLULAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI
-SU HAVZALARI, AKİFERLER VE SULAK ALANLARIN KORUNMASI VE EŞGÜDÜMLÜ YÖNETİLMESİNE İLİŞKİN POLİTİKALARIN GELİŞTİRİLMESİNE KATKIDA BULUNMA
-ATIKSU TOPLAMA VE ARITMA KOŞULLARININ BELİRLENMESİ ÇALIŞMALARINA KATKIDA BULUNMA
-BÜYÜK ÖLÇEKLİ YATIRIMLARDA TÜM HAVZANIN HİDROLOJİK VERİLERİNİN DEĞERLENMESİ MODELLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ
-TARIMSAL VE KIRSAL SOSYAL ALTYAPININ DÜZELTİLMESİ ÇALIŞMALARINDA YOĞUNLAŞMA
-KADASTRO ÇALIŞMALARININ BİTİRİLMESİNE DESTEK VERİLMESİ
-KIYI YÖNETİM MODELİNİN GELİŞTİRİLMESİNE KATKIDA BULUNMA
-GAP BÖLGESİNDE YATIRIM VE TARIMSAL FAALİYETLERİN ÇEVRESEL ETKİLERİNİN İNCELENMESİ AMACIYLA ÇEVRE EYLEM PLANI HAZIRLANMASINA KATKIDA BULUNMA
-ORMANLARIN VE MERALARIN AMAÇ DIŞI KULLANILMAMASI
-BÖLGE PLANLAMA VE KIRSAL KALKINMA KONULARINDA ÇALIŞMALARIN YOĞUNLAŞTIRILMASI
-TARIMA DAYALI SANAYİNİN KIRSAL KESİMDE YAYGINLAŞTIRILMASI
-ORMAN KÖYLERİNİN KALKINDIRILMASINI DESTEKLEME
-KIRSAL KESİMDE SOSYAL GÜVENLİK POLİTİKALARININ UYGULANMASINI DESTEKLEME

PROF. DR. GÜROL ERGİN
BAŞKAN
YÖNETİM KURULU ADINA

Okunma Sayısı: 6280