'SUDA TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR' - CUMHURİYET/TARIM HAYVANCILIK - 12.04.2005

GENEL MERKEZ
14.04.2005 (Son Güncelleme: 14.04.2005 14:33:22)

ANKARA (CUMHURİYET BÜROSU) - ''22 MART DÜNYA SU GÜNÜ'' NDE 2030 YILINA DOĞRU BİR SU BUNALIMIYLA KARŞI KARŞIYA KALINABİLECEĞİ VURGULANDI. DÜNYA SU GÜNÜ NEDENİYLE TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI, TÜSKOOP-BİR, ATO VE TOBB TARAFINDAN ''ULUSAL SU YÖNETİMİ'nde Yasal ve Kurumsal Arayışlar'' başlıklı sempozyum geçen ay gerçekleştirildi. Sempozyuma katılan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Müsteşarı Haşim Öğüt , çalişmalarını sürdürdükleri ''Özel Yayım Yönetmeliği'' ile sulama alanlarında su tasarrufu ve verimlilik artışı sağlamayı hedeflediklerini belirtti. Öğüt, sulama koperatiflerinin birikmiş elektrik borçlarının yeni bir ödeme planına bağlanması çalışmasının da son aşamaya geldiğini açıkladı.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın sempozyumda yaptığı konuşmada, Türkiye'NİN SU ZENGİNİ BİR ÜLKE OLMADIĞINA DİKKAT ÇEKTİ. GÜNAYDIN, ''YILDA ANCAK 35-40 BİN HEKTAR ALANI SULAMAYA AÇABİLECEK YATIRIM YAPILIYOR. BU YATIRIM HIZIYLA 8.5 MİLYON HEKTAR ALAN SINIRINA ULAŞABİLMEMİZ İÇİN DAHA 60 YILA GEREKSİNİM VAR. SULAMA ALANINDAKİ SORUNLARI ÇÖZMEMİZ GEREKİYOR'' DEDİ. TÜRKİYE'nin yılda 500 bin hektar alanı sulamaya açabilecek yatırımları gerçekleştirmesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, ''Eğer bu yapılmazsa bitkisel üretimde dünya ile rekabet edebilecek bir tarımsal yapıdan söz edilemez. Bunun için de yatırıma kaynak ayıran bir bütçe yapısına gereksinimimiz var'' dedi.

TOBB Başkan Vekili Faik Yavuz da, Türkiye'DEKİ TARIM YATIRIMLARININ ARTMASI GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKERKEN; DYP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAFFET KAYA TARIM POLİTİKALARININ YANLIŞ OLDUĞUNU VURGULADI. REKABET ŞANSI OLMAYAN ÇİFTÇİYE ''HADİ AYAKTA KAL'' DENİLDİĞİNİ SÖYLEYEN KAYA, ''BU ŞU DEMEKTİR, SİZ FAZLASINIZ, TASFİYE OLUN, TÜRKİYE'de yok olup gitsin, buğday ithal eden, dışarıya bağımlı bir ülke haline gelsin... Bu politikaların doğru olduğunu söyleyebilmek mümkün değil'' diye konuştu.

Sempozyum bitiminde yayımlanan sonuç bildirisinde de, su yönetiminde yaşanan sorunlar ve bunlara dönük çözüm önerileri yer aldı. Bildiride, şu noktalara dikkat çekildi:

- Su yönetimi, uluslararası politikalar doğrultusunda özel mülkiyet ve işletmeciliğe dayanan, yerelleşmiş, suyu ekonomik mal olarak gören ve temel ilkeyi fiyatlandırma olarak benimseyen, sistemi talep-odaklı işletmeyi amaçlayan bir yapıya doğru değişme sürecine girmiştir.

- ''Kamu Yönetimini Yeniden Yapılandırma'' iddiasını taşıyan genel düzenleyici işlemlerde, Anayasa, Uluslararası Anlaşmalar ve Kalkınma Planları dikkate alınarak, toprak ve su kaynaklarımızı ülkesel ölçekte bütüncül olarak gözeten bir düzenlemeye gidilmesi gereği ve zorunluluğu bulunmakta iken, gerçekleştirilen düzenlemeler bunun tersine bir yönelim göstermektedir.

- Su kaynakları (aynı zamanda toprak kaynakları) devlet egemenliğinin bir parçasıdırlar. Su kaynakları (aynı zanda toprak kaynakları) ulusal varlığın ve ulusal bağımsızlığın bir sembolüdür.

- Ülkemiz su zengini bir ülke değildir.

- Ulusal bir servet ve geçmişten geleceğe aktarılması gereken bir miras olarak değerlendirilmesi gereken suyun fiyatlandırılmasında kar maksimizasyonu değil, kamu çıkarı ve yararı esas olmalıdır.

- Herkesin, suya ulaşmaya hakkı olmaldır.

- Çok uluslu şirketlere su imtiyazı tanınmamalıdır.

- Su ve toprak kaynaklarının yönetimi, merkezi yönetimin görevidir. Gündemdeki yasalar, kamu üzerindeki görevlerin yerel yönetimlere devrine yöneliktir. Gelecekte, özellikle ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada, su savaşlarının çıkacağı gündeme getirilirken, su ve toprak kaynakları yönetiminin kontrolsüz biçimde tümüyle yerele aktarılması yanlıştır. Bu durum, kıt olan ülke kaynaklarının heba edilmesine neden olacağı gibi, su ve toprak kaynaklarının varlığını ve ülkemizin geleceğinide tehlikeye atacaktır.

Okunma Sayısı: 406