AFYONKARAHİSAR SULTANDAĞLARI MADENCİLİK FAALİYETİ YÖRE HALKININ TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA DERHAL DURDURULMALIDIR.

AFYONKARAHİSAR SULTANDAĞLARI MADENCİLİK FAALİYETİ  YÖRE HALKININ TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA  DERHAL DURDURULMALIDIR.
MERKEZ
27.05.2024

AFYONKARAHİSAR SULTANDAĞLARI MADENCİLİK FAALİYETİ YÖRE HALKININ TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA DERHAL DURDURULMALIDIR.

 

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODDASI

BASIN AÇIKLAMASI

27 Mayıs 2024

 

AFYONKARAHİSAR SULTANDAĞLARI MADENCİLİK FAALİYETİ

YÖRE HALKININ TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA

DERHAL DURDURULMALIDIR.

 

Ülkemiz ve Dünya doğal varlıklarımızı, değerlerimizi maalesef her geçen gün bir bir kaybediyoruz. Neden?

Mevcutta mevcudu koruyarak değil de yalnızca kullanmaya odaklı "kalkınmacı takıntı" politika tercihleriyle, verimli tarım arazilerimizi, su havzalarımızı, dağlarımızı, ormanlarımızı, göllerimizi, ovalarımızı, meralarımızı, dikili tarım arazilerimizi, daha da vahimi kadim tarım ve insanlık kültürümüzü de yok ediyor, doğaya ve insanlığa aidiyetimizi öldürüyoruz, yitiriyoruz. Neden?

Cumhuriyetin ilanından 2002 yılına kadar gelinen süreçte verilen maden arama ve işletme ruhsatı sayısı sadece 1.186 iken, 2002 yılından Şubat 2024 yılına kadar verilen maden arama ve işletme ruhsatı sayısı 2002 yılına kadar verilen ruhsat sayısının tam 325 katı; yani 386.000’ne ulaşmış durumda. Yıl 2024, durum daha da kötü, katliamın güncel verisi yok, katliam gerçek, vahim. Neden?

Halbuki, en başta T.C Anayasa’sının 56. maddesi gereği; ormanları, dağları, dereleri, gölleri, tarım alanlarını, meralarını da içeren çevrenin korunması “herkes”in, önce kamu yönetiminin, her yurttaşın, vatandaşın görevidir. Görev ve sorumluluklarımızı bir kez daha anımsatalım mı; Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, iş birliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” Anayasa “Toprak mülkiyeti” başlıklı madde 44. “Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” başlıklı madde 45, “Planlama” başlıklı madde 166 hükümleri herkesi bağlayıcı. Sorumuz şu, uygulanmıyor, neden?

Doğamızın, çevremizin, tarımsal üretim alanlarımızın, biyolojik çeşitliliğimizin, toprak, su ve orman kaynaklarımızın korunmasına ve geliştirilmesine yönelik ulusal mevzuat ve politikalarımız var, uluslararası düzeyde verdiğimiz taahhütler var, doğamızı ve değerlerimizi koruyacağımıza dair imzaladığımız sözleşmeler var. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi dahil, ulusal ve uluslararası koruma mevzuat ve politikalarına rağmen, doğal kaynaklarımıza karşı talan devam ediyor. Neden?

Bugün, yine farklı bir coğrafyamızda, doğal koruma alanımızda, tarımsal üretimiz alanlarında, Sultan Dağları, Eber Gölü, Dort Deresi bu yanlış kararlara kurban ediliyor. Sultan Dağları bitkiler için önemli olup endemik tür sayısı oldukça yüksek. Alanda 55 bitki taksonu Önemli Doğa Alanı (ÖDA) kriterlerini sağlıyor.  Bunun yanında alan yırtıcılar ve orman kuşları için önemli. Nesli bölgesel ölçekte tehlike altında olan sakallı akbaba (Gypaetus barbatus) ve daha nicelerine ev sahipliği yapıyor. 

Eber Gölü Ulusal Öneme Sahip bir Sulak Alan, 1. Derece Tabiat Sit Alanı ve aynı zamanda Önemli Doğa Alanı. Göl Türkiye'nin 12. büyük gölü (idi), bugünkü haliyle kaçıncı şüpheli! Eber Gölü, Akarçay ve Sultan Dağları’ndan gelen kaynak suları ile beslenmekte. Gölü besleyen en önemli yüzey suyu Akarçay.  Bunun dışında güneydeki Sultan Dağlarından akan (engeller karşısında sadece sızabilen) Çay Deresi, Cevizli Dere, Eber Deresi, Deresinek ve Dort dereleri ile de beslenmeye çalışıyor. Aslında can çekişiyor…, Neden?

Ege ve Akdeniz bölgeleri’nin kesiştiği noktada yer alan Sultandağları, Kuzeyde Akarçay Havzası ve güneyde Antalya Havzası’nı besleyen önemli su kaynaklarına sahip. Sadece Eber Gölü değil, aynı zamanda iki havzanın hem içme suyu ve hem de sulama suyu kaynakları. Ne yazık ki Sultan Dağları’nın Afyonkarahisar sınırlarına giren kesiminde ANAZON madencilik şirketine IV. Grup maden arama ruhsatı verilmiş. Maden arama ruhsatı alanı Çay Deresi ve Çay Barajı ile Eber Deresi havzasında ve Deresinek havzasına kadar uzanmakta. Zira ANAZON şirketi tarafından havzada yapılan 16 sondaj çalışma sahasından alınan örneklerde demir sülfür, bakır sülfür, kükürt, arsenik ve ağır metaller belirlenmiş.  Bu kükürtlü minerallerin üstü açılıp havadaki Oksijen (O2) ile oksitlenmeleri ve asit maden suyu oluşumu kaynak suları ile yer altı sularını kirletecektir. Bu sular; içme suyu ve tarım alanlarında sulama suyu olarak kullanılmaktadır. Sonuç; FACİA. Neden?

Sultan Dağları etekleri ve ovaları önemli tarım alanlarıdır. Bu tarım alanlarında yetişen ve Afyon’a isim veren haşhaş bitkisi önemli bir tarımsal üründür. Son yıllarda ününe ün katan kiraz bahçeleri ise tarım sektöründe önemli bir gelir kaynağıdır bölge için.  İklim değişikliği bugün küresel bir sorun. Böyle ciddi bir sorun ile de karşı karşıya iken Eber Gölünü besleyen derelerin kirletilmesi, tahrip edilmesi İlde tarım için ciddi bir tehdit. Neden?

Maden çalışmalarında Çay deresine sızacak yeraltı ve/veya yerüstü suları nedeniyle 30.000 nüfuslu Çay ilçesi ve 45.000 nüfuslu Bolvadin ilçesine öncelikli olarak içme suyu temin eden Çay barajının binlerce insanı ölümcül olarak etkileyecek. Benzer şekilde Gelincik Ana bölgesinde de o bölgede yaşayan yaklaşık 15-20.000 nüfusu etkileyecektir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile koruma altına alınan büyük ovaların da içinde yer alan Afyonkarahisar’daki büyük ovaların %62’si, ildeki toplam tarım alanlarının ise yüzde 55’i de madenlere ruhsatlandırılmış durumda. İl genelindeki orman alanlarında verilen maden ruhsatı ise ildeki toplam orman alanlarının yüzde 50’sini oluşturuyor. Şimdiki ve gelecek kuşaklar bakımından korunması zorunlu, tüm ekolojik ve yaşamsal süreçlerde temel rol oynayan, canlı yaşamının en temel ihtiyacı oksijen kaynağı ve aynı zamanda karbon yutağı olan ormanların madenciliğe açılarak bu vasıflarının tehlikeye uğramasına/yok olmasına yol açacak düzenlemelere KANUNUN VE ÜLKENİN ÇIKARLARININ KORUNMASINDA, YURDUN DOĞAL KAYNAKLARININ KORUNMASINDA, ÇEVRE VE TARİHİ DEĞERLERİN VE KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINDA, hepimiz sorumluyuz.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak, mevcut 1982 Anayasası’nın 135. maddesinden gelen gücümüzle, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde haklı olduğumuz sürece dağlarımızın, su kaynaklarımızın, meralarımızın ve tarım alanlarımızın talan edilmesine karşıyız. Doğamızı, çevremizi, tarımsal üretim alanlarımızı koşulsuz koruma mücadelemiz artacak sürecektir.

Sultan Dağları Koruma Platformu tarafından doğaya, toprağa, gıdaya ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkan bu duyarlı kararı ve mücadeleyi yürekten destekliyoruz. Sultan Dağlarını işgal ve maden arama faaliyeti sona erdirilene kadar halkın kararlılıkla sürdüreceği bu onurlu duruşunu kitleselleşerek devam edeceğine yürekten inanıyoruz.

Unutmayalım ki halkımız çocuklarına tertemiz bir doğa ve tertemiz bir gelecek bırakmak istiyor. Ne Yakasenek, Deresinek, Eber ve Dort’lular, ne Afyonkarahisarlılar ve ne de Sultan Dağlıların, Eber Gölünün altın madencilerine vereceği bir karış toprağı ve bir damla suyu yoktur! Ülkemizin her karış toprağında bu talana izin vermedik, vermeyeceğiz.

 

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak, bir kez daha herkese söylüyoruz; topraklarımıza, meralarımıza, ormanlarımıza, sularımıza, doğal kaynaklarımıza yönelik saldırılara, kamu kaynaklarının hesapsız bir şekilde heba edilmesine karşı toplumsal ve hukuksal mücadeleye devam edeceğiz ve kamuoyunu bilimsel olarak doğru bilgilendirmeye devam edeceğiz.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
49. Dönem Yönetim Kurulu   

 

 

Okunma Sayısı: 186